ben de denedim başkalarıyla yapabilmeyi. başka tenlerde senin kokunla mutlu olabilmeyi...denedim. cidden denedim. olmuyor diye kestirip atmadım. senden kurtulmak, seni sevmemek için çok çaba harcadım. insan kendini bırakamaz ya, yüreğini söküp atamaz ya. sanki düşüncelerinden, duygularından kurtulmak istersin de kurtulamazsın. ben de senden kopamadım. sen benim yaramdın, benim yaram iyileşmedi. kabuğunu da koparamadım. sen bana aittin, ben de sana.
ve sana söyleyecek o kadar çok sözüm var ki. kal demek isterken gitmelisin bence demek gibi. içimden sana sarılmak gelirken sanki bir yabancıymışsın gibi, gözlerimi gözlerinden kaçırmak. bensiz yapabileceğine inanmak. sensiz yapabileceğime inandırmak.
ama özlüyorum. mutlu olduğumu, sevgini kazanmak için terler dökmediğim günleri o kadar özlüyorum ki. doğallığı. biz zaten hep vardık, arada sadece nefes almak için dışarı çıktık der gibi. ama biz seninle uzun zamandır bu dünyadan çok ama çok uzağız. keşke... Keşke geri dönmenin bi yolu olsa...
hayallerim var. hayaller kuruyorum. kafamdan geçenleri, senle kendime kurduğum dünyayı bi tanısan, bir girsen içine. sonsuza dek beraberiz. turuncu bir gökyüzünün altında toz pembe bulutlara bütün beyazlığımızla oturmuşuz. gözgöze, dizdize. bütün kötülüklerden, bütün dertlerden uzak-biz bir olduk mu her şey yalan çünkü. senin için canımı bile vermeye gözümü kırpmadan hazır olduğumu göremiyor musun hala? hala bu yalancı, ben olmayan kişinin seni sevmediğine mi inanıyorsun? seni deli gibi arzuladığımı, seninle 1 saat sadece karşılıklı oturmak için bile neleri göze alabileceğimi tahmin edemiyor musun?
her şeyimi kaybettim. sen gittin. onlar gitti. ben gidemedim. kaçamadım senden. seni sevdiğimden kaçamadım. kaçmak istediğimden değildi belki de, sadece senin sevmemenden kaçtım. sana korkak diyorum kolay "aşk"lara kaçacak kadar korkak olduğun için ama esas korkak benim. beni üzmenden köşe bucak kaçtım. ben cesur olamıyorum artık.
sen kolaya kaçarken kendimi zorlamak, kendime ihanet ediyormuşum, yalan söylüyormuşum hissi veriyor. oysa...
oysa ki sen olsaydın. senin ismin olsaydı yaşamımın koca bir asırlık saniyelerinde...her şeyi yapabilirdim.
dünyayı bırakırdım. yeni bir dünya kurardım. sen ve ben ve mutluluk.
dedim ya, cesaretim sendin. aldın götürdün kendinle beraber. ve aynı zamanda mutluluğumu da, coşkuyu da götürdün kahkahayı da... tebessümler kaldı.
seni seviyorum.
seviyorum işte. bu, anneme babama duyduğum sevgiden daha farklı. bana aşık olduğunu sanan çocuğa hissettiklerimden daha farklı. benim iyiliğimi düşünen arkadaşlarıma duyduklarımdan da farklı.
ben SENİ seviyorum. çoklu bir özne degilsin sen. sen benim hala birtanemsin. senden başka yok bende. bak en azından ben kendime itiraf etmekten korkmuyorum.
sen de ben de korkağız aslında...
ama belki sen şu an karşımda oturuyor olsaydın, ben de bu satırların yerine cok daha farklı kelimeler döküyor olurdum.
keşke demenin bi anlamı olmadığına göre, ümit etmekten ümit etmekten başka bi çarem kalmadı artık..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder