8 Ocak 2010 Cuma

zafer

Kimisi yetinir.
Kimisi perdeleri tırmıklar, önündeki engelleri yumruklar aşmak için, daima mükemmeli görebilmek için.
Yetinenlere göre çabalamak gereksizdir.
Çabalayanlara göre yerinde saymak, bundan zevk duymak aptallıktır.
Oysa insan tırmanabileceği merdivenleri gözüne kestirdiği anda koşmadan, nefes nefese kalmadan ama çok da oyalanmadan tırmanmalıdır zirveye. İnsan sadece tek bir merdivenle tırmanabilir zirveye. Kişiye özgüdür, başkalarının gittiği yoldan gidemez birey. Çünkü bir kere üstüne basılmış merdivenler tozludur, taş toprak olursa onlara basıp düşebilir. İnsan bilir, farkındadır bir yolu nasıl ve ne kadar hızlı alabileceğini. Başkasının yolundan gitmek, kendine ait olmayan hayalleri gerçekleştirmeye çalışmak ve sonunda mutlu olmamaktır. O yüzden özgün olmalıdır insan. Kendi yolunu inşa ederken yorulmamalıdır insan. Evet o yolu çıkarken daha çok yorulacaktır, belki bazen ayak kayacaktır birkaç basamak aşağı düşecektir fakat…
Fakat o yukardan, kat ettiği yolu izlemek gibisi yoktur. İnsanın yüreğini okşar, böbürlendirir. Evet belki kendi egosu yüzünden yüksekten düşme riski vardır ama zirvenin o tertemiz kokusunu bir kere içine çekmek her şeyi başarabileceğinin kanıtıdır insana.
İnsan mükemmeldir. İnsan, Özünde mükemmeldir. Özündeki o kaplanı, o hırs küpünü, o zafer açını yukarılara taşımak için savaşmalıdır. Bunun için önce inanmalıdır yapabileceklerine. O kadar inanmalıdır ki, kimseyi umursamayıp “Ben tabiî ki yaparım, ben yapamazsam kimse yapamaz” gibi beylik laflar da edebilmelidir. Fakat sonra hem kendi iç dünyası için, hem de dışarıya mahçup olmamak için canını dişine katmalıdır. Biraz istek, biraz inanç, çokça çaba… Her şeyin reçetesi bu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder